Muayene odasında en sık karşılaştığım durumlardan biri şudur:
Hasta, görmesinin eskisi gibi olmadığının farkındadır. Okurken zorlanır, ışıklar dağılır, yüzler eskisi kadar net değildir. Ameliyat gerektiğini duyduğunda ise çoğu zaman sessizce aynı soruyu düşünür:
"Bunun bir yolu var mı?"
Katarakt, yaşla birlikte sık görülen ve yavaş ilerleyen bir göz hastalığıdır. Bu yavaşlık, birçok kişide süreci kabullenmeyi ve tedaviyi ertelemeyi beraberinde getirir. Oysa görme azaldıkça yalnızca netlik kaybolmaz; denge bozulur, düşme riski artar ve kişi günlük yaşamda daha temkinli, hatta zamanla daha bağımlı hâle gelir.
Bu noktada önemli bir yanılgıyı düzeltmek gerekir. Katarakt ameliyatı, her zaman yüksek maliyetli ve ulaşılması zor bir işlem olmak zorunda değildir. Günümüzde tıbbi olarak güvenilir, uzun yıllardır başarıyla kullanılan ve temel görme ihtiyacını karşılayan lens seçenekleriyle de katarakt tedavisi mümkündür.
Özellikle monofokal lensler, katarakt cerrahisinde yaygın olarak kullanılan ve hastaların günlük yaşamda net bir görüşe kavuşmasını amaçlayan lenslerdir. Doğru değerlendirme ve uygun hasta seçimiyle, birçok hasta okuma, yürüyüş ve ev içi aktivitelerini daha güvenli şekilde sürdürebilmektedir.
Bir hekim olarak en çok önem verdiğim konu, hastanın kendini çaresiz hissetmemesidir.
"Beklemek zorundayım" yerine,
"Benim için de uygun bir çözüm var" diyebilmesidir.
Katarakt tedavisi bir yarış değildir.
Herkes için tek bir doğru yoktur; doğru olan, kişinin ihtiyacına ve koşullarına en uygun planın yapılmasıdır.
Görme, insanın hayata güvenle tutunmasını sağlar. Sevdiklerinin yüzünü net görmek, evde rahatça hareket edebilmek, günlük yaşamın içinde özgür hissetmek bir ayrıcalık değil, temel bir ihtiyaçtır.
Bugün katarakt tedavisinde seçenekler daha fazladır.
Ve artık bu tedavi, daha fazla insan için ulaşılabilir hâle gelmiştir.
Görmeyi ertelemek zorunda değilsiniz.
Çünkü görmek, yaşamın kendisidir.









