NÖBETÇİ ECZANELER   ACİL HİZMETLER   HAVA DURUMU   NAMAZ VAKİTLERİ
Story
İran'ın s...
Story
BBC editö...
Story
Filistinl...
Story
New York ...
Story
Katarakt ...
Story
CHP'nin E...
Story
Trump, pi...
Story
Kırtasiye...
Story
Putin'in ...
Story
Bakan Bol...
×
BBC editörü Bowen: 'Otoriter rejimler evvel yavaş yavaş sonra apansız ölür lakin İran şimdi o noktada değil'

BBC editörü Bowen: 'Otoriter rejimler evvel yavaş yavaş sonra apansız ölür lakin İran şimdi o noktada değil'

Otoriter bir rejim nasıl ölür? Ernest Hemingway'in iflas etmekle ilgili meşhur sözünde olduğu gibi: Önce yavaş yavaş, sonra aniden.

İran'da protestocular ve onların yurt dışındaki destekçileri, Tahran'daki İslami rejimin aniden çökmesini umuyorlardı.

Ancak İran'dan gelen işaretlere bakılırsa, eğer rejim ölüyorsa, bu hala kademeli olacak.

İran'da son iki haftadır yaşananlar rejim için büyük bir kriz anlamına geliyor.

İranlıların öfke ve hayal kırıklığı daha önce de sokaklara taşmıştı ancak bu son patlama, ABD ve İsrail'in son iki yılda İran'a indirdiği askeri darbelerin üstüne geldi.

Ancak ailelerini geçindirmekte zorlanan İranlılar için daha da önemlisi yaptırımların etkisi oldu.

2015 yılında imzalanan ve artık geçerliliğini yitirmiş olan nükleer anlaşma kapsamında kaldırılan tüm Birleşmiş Milletler yaptırımları Eylül ayında İngiltere, Almanya ve Fransa tarafından yeniden uygulamaya konuldu.

Bu, İran ekonomisine vurulan son darbeydi.

İran'da 2025 yılında gıda enflasyonu %70'in üzerindeydi.

İran Riyali Aralık ayında rekor düzeyde düşük bir seviyeye geriledi.

İran rejimi büyük bir baskı altında olsa da, kanıtlar rejimin henüz ölmek üzere olmadığını gösteriyor.

Bu noktada en önemli husus, güvenlik güçlerinin rejime sadık kalması.

1979'daki İslam Devrimi'nden bu yana İranlı yetkililer, ayrıntılı ve acımasız bir baskı ve zorlama ağı oluşturmak için zaman ve para harcadı.

Devrim Muhafızları faktörü

Son iki hafta içinde rejim güçleri sokaklarda İran vatandaşlarını vurmaya yönelik emirlere itaat etti.

Sonuç olarak, yöneticilerinin iletişim karartması uygulamaya devam ettiği bir ülkede söyleyebileceğimiz kadarıyla, birkaç haftadır süren gösteriler sona erdi.

Protestoların bastırılmasında ön saflarda yer alan Devrim Muhafızları, İran'daki en kurum.

Devrim Muhafızları, doğrudan dini lider Ayetullah Ali Hamaney'e bağlı. Özel görevi ise 1979 İslam Devrimi'nin ideolojisini ve hükümet sistemini savunmak.

Devrim Muhafızları'nın silahlı yaklaşık 150 bin askeri olduğu ve İran'ın konvansiyonel ordusuna paralel bir güç olarak faaliyet gösterdiği sanılıyor.

Aynı zamanda İran ekonomisinde de önemli bir kurum Devrim Muhafızları.

Güç, para, yolsuzluk ve ideolojinin güçlü karışımı, Devrim Muhafızları'nın sistemi her ne pahasına olursa olsun savunmak istemesi anlamına geliyor.

Besic milisleri neden önemli?

Devrim Muhafızları, gönüllü bir paramiliter güce sahip: Besic.

Besic milisleri, milyonlarca üyelerinin olduğunu iddia ediyor.

Bazı Batılı tahminlere göre aktif görevdeki milis sayısı yüz binlerle ifade ediliyor, ki bu hala çok önemli bir rakam.

Besic, rejimin protestoculara karşı uyguladığı baskının en keskin ucunda yer alıyor.

Devrim Muhafızları ve Besic milislerini, 2009 yılında Tahran'da, tartışmalı bir cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından düzenlenen büyük gösterileri bastırmak için harekete geçerken gördüm.

Besic gönüllüleri, lastik coplar ve tahta sopalarla silahlanmış şekilde sokaklara dizilmişti.

Arkalarında otomatik silahlı ve üniformalı adamlar vardı.

Motosikletli ekipler Tahran'ın geniş caddelerinde protesto gösterileri düzenlemeye çalışan grupların üzerine yürüdü.

İki haftadan kısa süre içinde, sokakları tıkayan protestolar, slogan atan ve çöp konteynerlerini ateşe veren küçük öğrenci gruplarına indirgendi.

Akşam karanlığında insanlar balkonlarına ve çatılarına çıkarak, tıpkı anne babalarının Şah'a karşı söylediği gibi, tekbir getirerek, "Allahü Ekber" (Allah büyüktür) şeklinde sloganları atmaya başladılar. Ta ki bu da sona erene dek...

Trump, Şi Cinping ile zirveyi tehlikeye atmak ya da aksatmak ister mi?

İran'da güvenlik güçlerinin dirençli görünmesi, dini liderin ya da yardımcılarının rahatlayabileceği ya da rahatlayacağı anlamına gelmiyor.

ABD Başkanı Donald Trump hala harekete geçme tehdidinde bulunuyor.

Rejimin çökmesini isteyen milyonlarca İranlı kızgın ve öfke dolu olmalı.

Tahran'da hükümet ve dini lider, üzerlerindeki baskıyı hafifletmenin yollarını arıyor gibi görünüyor.

Bir yandan sert bir resmi söylem var, bir yandan da ABD ile müzakerelere yeniden başlama teklifi.

İki tarafın, İran'ın nükleer planları ve balistik füze programı konusunda nasıl anlaşabileceğini görmek zor.

Ancak müzakereler İran'a zaman kazandırabilir. Özellikle de Trump ne kadar düşük ihtimal de olsa, bir anlaşmanın mümkün olduğuna ikna edilebilirse.

Trump, baskı kampanyasının parçası olarak, İran ile iş yapan herhangi bir ülkenin mallarına %25 gümrük vergisi uygulayacağını söylüyor.

Yine, bunun nasıl işe yarayabileceğini görmek zor.

İran'ın petrolünün çoğunu Çin satın alıyor.

Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping geçtiğimiz sonbaharda aralarındaki ticaret savaşında ateşkes kararı almışlardı ve iki liderin Nisan ayında Pekin'de bir zirvede bir araya gelmesi planlanıyordu.

Zirvede dünyanın iki süper gücünün karşı karşıya olduğu en büyük sorunlar ele alınacak.

Trump sırf İran üzerindeki baskıyı sürdürmek için zirveyi tehlikeye atmak ya da aksatmak ister mi?

Tahran'da yaşlanan dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in en büyük önceliği, İslam Cumhuriyeti'nin yönetim sistemini korumak.

Daha fazla protesto patlamasına sert bir yanıt verilebilir.

Protestocular arasında tutarlı bir lider kadrosunun olmaması ise rejim için bir avantaj.

Neredeyse 50 yıl önce devrimle tahttan indirilen Şah'ın en büyük oğlu, protestocuların eksikliğini duydukları lider olmaya çalışıyor.

Ancak Rıza Pehlevi'nin cazibesi, ailesinin geçmişi ve İsrail ile olan yakın bağları ile sınırlı görünüyor.

Esad'ın başına gelenler endişe yaratmış olabilir

Tahran'daki din adamları ve askerleri endişelendirebilecek bir ders, eski müttefiklerinden geldi. Suriye'nin eski devlet başkanı Beşar Esad'dan.

Esad, savaşını kazanmış görünüyordu. 2024'ün sonunda iyi organize edilmiş bir isyancı saldırısıyla karşı karşıya kaldığında Suudi Arabistan ve Arap Birliği tarafından yavaş yavaş rehabilite ediliyordu.

Ancak en önemli iki müttefiki Rusya ve İran ne onu kurtarmak için isteklilerdi, ne de belki de buna yetecek güçleri vardı.

Birkaç gün içinde Esad ve ailesi Moskova'ya sürgüne gitti.

Otoriter bir rejim önce yavaş yavaş, sonra aniden çürür.

Esad'ın Suriyesi çöktüğünde her şey çok hızlı gelişti.

Tahran'da incelenebilecek bir başka örnek de, 2011 yılında Tunus Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali'nin, ordunun protestocuları güvenlik güçlerinden korumak için harekete geçmesiyle devrilmesi.

Bin Ali'nin devrilmesi, Mısır'da Hüsnü Mübarek'in istifasını hızlandırdı.

Mısır ordusu kendi konumunu korumak için Hüsnü Mübarek'in gitmesi gerektiğine karar vermeseydi, Mübarek büyük gösterilere karşın ayakta kalabilirdi.

Peki bu İran'da olabilir mi?

Belki.

Ama henüz değil.

İslami rejimin muhalifleri, içeride ve dışarıda daha fazla baskı uygulanmasını, güvenilir bir lider kadrosunun ortaya çıkmasını umacak.

Çünkü böylece çürüme süreci hızlanacak, süreç kademeli olmaktan çıkıp ani bir hal alacaktır.

Bu haber, BBC gazetecileri tarafından hazırlandı ve kontrol edildi. Bir pilot proje kapsamında çevirisinde yapay zekadan da faydalanıldı.

Üye Girişi Üye Kayıt Firma Girişi Firma Kayıt