Günlük hayatta çoğu şeyi bir süre idare edebiliriz.
Işık az geliyordur, biraz daha yaklaştırırız.
Yazılar bulanıklaşmıştır, gözlüğü çıkarıp tekrar deneriz.
Ama söz konusu görme olduğunda, bu "idare etme" hali zamanla hayatın tamamına yayılmaya başlar.
Katarakt, genellikle yavaş ilerlediği için fark edilmesi de kabullenilmesi de geciken bir hastalıktır. Pek çok hasta, görmesi azalsa bile bunu yaşa bağlar. Oysa bu süreç; düşmelerden ev kazalarına, araç kullanırken yaşanan zorluklardan günlük işlerde başkasına bağımlı hâle gelmeye kadar uzanabilir.
Burada en sık karşılaştığımız cümlelerden biri şudur:
"Doktor bey, ameliyat şart ama bütçe meselesi…"
Bu noktada önemli bir gerçeğin altını çizmek gerekir.
Katarakt ameliyatı, yalnızca belirli bir kesime hitap eden pahalı bir işlem olmak zorunda değildir. Günümüzde, tıbbi olarak güvenli ve yıllardır başarıyla kullanılan ekonomik lens seçenekleriyle de katarakt tedavisi mümkündür.
Özellikle monofokal lensler, katarakt cerrahisinde uzun süredir kullanılan, net ve sağlıklı bir görüş sağlamayı hedefleyen lenslerdir. Doğru değerlendirme ve uygun hasta seçimiyle, hastalar günlük yaşamlarını daha güvenli ve bağımsız şekilde sürdürebilir. Gazete okumak, televizyon izlemek, yürürken daha emin adımlar atmak çoğu zaman yeniden mümkün hâle gelir.
Bir hekim olarak şunu çok net söyleyebilirim:
Katarakt ameliyatı bir lüks değil, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir sağlık ihtiyacıdır.
Bu nedenle "beklemek zorundayım" düşüncesiyle aylarca, hatta yıllarca görme kaybıyla yaşamak zorunda kalınmamalıdır. Her hastanın ihtiyacı ve koşulları farklıdır; önemli olan, kişi için en uygun ve ulaşılabilir çözümün doğru şekilde anlatılmasıdır.
Görme azaldıkça hayat küçülür.
Ama doğru zamanda atılan bir adım, o alanı yeniden genişletebilir.
Katarakt tedavisi ertelenmek zorunda değildir.
Doğru planlama ve uygun seçeneklerle, herkes için mümkün olabilir.





