Günlük hayatın içinde birçok şey ertelenebilir.
Bir yolculuk, bir plan, hatta bazen bir kontrol randevusu…
Ancak söz konusu görme olduğunda, ertelemenin bedeli çoğu zaman sanılandan daha ağır olabilir.
Özellikle katarakt, yaşla birlikte ortaya çıkan ve yavaş ilerleyen bir göz hastalığıdır. Bu yavaş ilerleme, birçok hastamızda "idare ederim", "biraz daha bekleyeyim" düşüncesine yol açabiliyor. Oysa katarakt, yalnızca bulanık görmek anlamına gelmez; düşmelere, ev kazalarına, günlük hayatta bağımsızlığın azalmasına kadar uzanan zincirleme etkiler yaratabilir.
Yoğunluk nedeniyle bazı hastalar için muayene ve ameliyat süreçlerinin uzayabilmesi, ister istemez bir bekleme sürecini beraberinde getirebilmektedir. Bu durum, özellikle görmesi her geçen gün azalan yaşlı ve emekli bireyler için günlük yaşamı daha da zorlaştırmaktadır.
Burada altını çizmek istediğim önemli bir nokta var:
Katarakt ameliyatı, lüks bir işlem değil; yaşam kalitesini doğrudan etkileyen tıbbi bir ihtiyaçtır.
Bu nedenle özel hastanelerde sunulan hizmetlerin yalnızca "yüksek maliyetli" olarak algılanması, bazı hastalarımızın gözünde erişimi baştan kapatabiliyor. Oysa günümüzde, kaliteli monofokal lensler ile yapılan katarakt ameliyatları; hem tıbbi olarak güvenilir hem de uygun ödeme koşullarıyla, bütçeyi zorlamadan planlanabilir hâle gelmiştir.
Monofokal lensler, katarakt ameliyatlarında uzun yıllardır güvenle kullanılan, net ve sağlıklı bir görüş sağlamayı amaçlayan lenslerdir. Doğru hasta seçimi ve doğru cerrahiyle, hastalarımızın büyük bir kısmı günlük yaşamlarını daha güvenli ve bağımsız şekilde sürdürebilmektedir.
Bir hekim olarak en çok önemsediğim şey, hastanın kendini çaresiz hissetmemesidir.
"Beklemek zorundayım" düşüncesi yerine,
"Benim için de bir çözüm var" duygusunu yaşayabilmesidir.
Görme kaybı kader değildir.
Katarakt, ertelenmek zorunda olan bir hastalık hiç değildir.
Bugün atılacak doğru bir adım, yarın daha güvenli yürüyebilmenin, daha rahat okuyabilmenin ve sevdiklerimizin yüzünü net görebilmenin önünü açar. Görmenin değerini, tamamen kaybetmeden fark etmek ise hepimizin ortak sorumluluğudur.









