Epstein kendine “Sultan” diyormuş, Topkapı Sarayı da takıntısıymış!
Jeffrey Epstein ve Gizli Hayatı: "Sultan" Takıntısı
18.02.2026 tarihinde, Jeffrey Epstein’in mağdurlarından Rina Oh, ünlü iş insanının karanlık geçmişine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Epstein’in, kendisini sürekli olarak üçüncü tekil şahısla “Sultan” olarak tanımlaması, onun kişisel psikolojisi ve egosunun bir yansıması olarak dikkat çekiyor. Bu durum, Epstein’in kendine atfettiği güç ve otoriteyi pekiştiren bir unsur olarak öne çıkıyor.
Epstein’in "Sultan" İmajı
Rina Oh, Epstein’in kendisini “Sultan” olarak adlandırmasının ardında yatan psikolojik dinamikleri sorguladı. Epstein’in bu unvanı seçmesi, onun kendisini bir lider, bir otorite figürü olarak görme arzusunu yansıtıyor. Bu durum, Epstein’in kişisel ilişkilerinde ve kurduğu istismar ağında nasıl bir güç dinamiği oluşturduğunu anlamak açısından önemli bir ipucu sunuyor.
Topkapı Sarayı’na Olan Takıntısı
Rina Oh, Epstein’in Topkapı Sarayı’na olan takıntısının da oldukça dikkat çekici olduğunu belirtti. Epstein’in, bu tarihi mekânı sürekli olarak ziyaret etme arzusu, onun kültürel ve tarihi simgelere olan ilgisini ortaya koyuyor. Ancak bu takıntının arkasında yatan nedenler, Epstein’in kişisel tarihine ve dünya görüşüne dair önemli bilgiler sunuyor.
Topkapı Sarayı: Güç ve İhtişamın Sembolü
Topkapı Sarayı, Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli yapılarından biri olarak bilinir. Bu saray, tarih boyunca güç ve ihtişamın sembolü olmuştur. Epstein’in bu tür bir mekâna duyduğu ilgi, onun güç arayışının ve elit bir yaşam tarzına olan tutkusunun bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Epstein’in, bu tarihi yapıya olan ilgisi, onun kendi dünyasında yaratmaya çalıştığı imajla örtüşüyor.
Epstein’in İstismar Ağı ve Psikolojik Dinamikler
Rina Oh’un açıklamaları, Epstein’in istismar ağının nasıl işlediğine dair önemli bilgiler sunuyor. Epstein, kendisini “Sultan” olarak tanımlarken, aynı zamanda etrafındaki insanlara da bu güç dinamiğini dayatıyordu. Bu durum, onun mağdurları üzerinde yarattığı psikolojik baskıyı artırıyordu. Epstein’in kurduğu bu istismar ağı, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir kontrol mekanizması olarak işliyordu.
Mağdurların Sesleri: Rina Oh’un Anlatımları
Rina Oh’un yaşadıkları, Epstein’in mağdurlarının seslerini duyurmak adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Oh, Epstein’in kendisine uyguladığı baskıyı ve manipülasyonları detaylı bir şekilde anlattı. Bu tür ifadeler, Epstein’in kurduğu sistemin ne denli karmaşık ve tehlikeli olduğunu gözler önüne seriyor. Mağdurların yaşadığı travmalar, yalnızca bireysel değil, toplumsal bir mesele olarak da ele alınmalı.
Sonuç: Güç, Takıntı ve İstismar
Jeffrey Epstein’in hayatı, güç, takıntı ve istismar temaları etrafında şekillenmiş bir trajedi olarak karşımıza çıkıyor. Rina Oh’un açıklamaları, bu karanlık dünyanın kapılarını aralarken, aynı zamanda toplumun bu tür olaylara karşı daha duyarlı olması gerektiğini vurguluyor. Epstein’in “Sultan” takıntısı ve Topkapı Sarayı’na olan ilgisi, onun karmaşık psikolojik yapısını ve güç arayışını anlamak için önemli ipuçları sunuyor.










